1. Anasayfa
  2. Yargı Kararlarıyla Serisi

YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARI: NEDİR, NASIL TALEP EDİLİR VE HANGİ HALLERDE VERİLİR?


0

Yürütmenin Durdurulması Kararı: Nedir, Nasıl Talep Edilir Ve Hangi Hallerde Verilir?

İnsanın bulunduğu her yerde eşitsizlik vardır; ancak devlet ile birey aynı tahterevalliye çıktığında bu eşitsizlik çok daha belirgin hâle gelir. Anayasalar, bu dengesizliği sınırlamak ve bireyi devlet karşısında güçlendirmek için vardır. En azından özgürlükçü ve bireyci bir anayasadan beklenen budur.

İdari işlemler kural olarak kamu yararı amacıyla tesis edilmelidir. Ancak uygulamada hata, şahsi menfaat, mesleki yetersizlik veya benzeri sebeplerle hukuka aykırı işlemler ortaya çıkabilmektedir. Bu işlemlerin durdurulması ise ancak yargı kararıyla mümkündür. Yürütmenin durdurulması kurumu, kamu hizmetinin yürütülmesi ile yurttaşların anayasal hak ve özgürlüklerinin korunması arasındaki dengeyi sağlayan temel yargısal güvencelerden biridir.

İdareler eylem ve işlemlerinin denetlenmesinden hoşnut olmasalar da hukuk devletinde idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır.

Kamu gücü; kanunla yetkilendirilmiş, devlet otoritesini temsil eden idari makamlar ve kamu görevlileri tarafından kullanılır. Bu güç yalnızca karar alma yetkisini değil, alınan kararların resen ve gerektiğinde zor kullanılarak uygulanabilmesini de içerir.

İptal davası, idari işlemlerin idare mahkemeleri tarafından hukuka uygunluk denetimine tabi tutulmasını sağlar.

Yürütmenin durdurulması, iptal davasına eşlik eden sıradan bir ara karar değildir. Çoğu zaman davanın gerçek etkisini belirleyen, hakkın fiilen korunup korunamayacağını tayin eden asli güvencedir. Zira bazı idari işlemler vardır ki sonradan iptal edilseler dahi uygulanmış olmaları hâlinde geride yalnızca maddi zarar bırakmaz; kaybedilmiş bir eğitim imkânı, dağılmış bir aile düzeni, sarsılmış bir mesleki statü, yıkılmış bir yapı veya kapanmış bir işyeri bırakırlar. Bu tür durumlarda sonradan verilen bir iptal kararı gecikmiş bir hukuki tespitten ibaret kalır.

I.YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARININ HUKUKİ NİTELİĞİ

Yürütmenin durdurulması kararı, dava konusu idari işlemi ortadan kaldıran nihai bir hüküm değil; onun icrailiğini geçici olarak askıya alan koruyucu nitelikte bir yargı kararıdır. Bu kararın etkisi, işlemi yok etmek değil; işlemin yargılama süresince doğuracağı sonuçları geçici olarak durdurmaktır.

“Danıştay’ın otuz seneyi aşan istikrar kazanmış içtihatlarına göre yürütmenin durdurulması kararları dava konusu idari işlemin uygulanmasını durduran, başka bir deyimle onun icrailik niteliğini askıya alan ve söz konusu işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlayan geçici nitelikte kararlardır. Eğer bireysel bir idari işlemin yürütülmesi durdurulmuş ise, idare bireyin eski hukuki durumunu kazanması için gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür.” (Danıştay 5. D., E. 1996/2957 K. 1997/546 T. 11.03.1997)

Bu nedenle:

  • Yürütmenin durdurulması kararı, idari işlemin hukuki sonuçlarını doğurmasına engel olur ve işlemden önceki hukuki durumun devamını sağlar.(Danıştay 5. D, T. 11.03.1997, E:1996/2957, K:1997/546)
  • Karar geçici niteliktedir; davanın esastan karara bağlanmasıyla birlikte etkisini yitirir.
  • Geçici nitelikte olması, bağlayıcılığını ortadan kaldırmaz. Yürütmenin durdurulması kararı, nihai karar gibi uygulanması zorunlu bir yargı kararıdır.
  • Kararın gereğinin en geç otuz gün içinde yerine getirilmesi yasal zorunluluktur; fiili veya hukuki imkansızlık halleri dışında bu yükümlülüğe uyulmaması, ilgililerin hukuki ve cezai sorumluluğunu gündeme getirir.(Danıştay 13. D., E. 2007/15262 K. 2009/1606 T. 10.2.2009)

II.YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEBİNİN USULÜ

Yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için öncelikle ortada bir iptal davası bulunmalıdır. Bağımsız ve soyut bir yürütmenin durdurulması başvurusu, idari yargı sistemimizde kabul edilmemektedir.

Bu çerçevede:

  • Yürütmenin durdurulması ancak açılmış bir iptal davası içinde talep edilebilir.
  • Talebin yazılı olarak ileri sürülmesi gerekir; dava dilekçesinde istenebileceği gibi ayrı bir dilekçeyle de sunulabilir.
  • İptal davası açılmadan yapılan yürütmenin durdurulması talepleri reddedilir.(Danıştay 8. Dairesi E. 2010/6088 K:2011/321)(Muğla 1. İdare Mahkemesi, T. 20.03.2008, E:2008/596, K:2008/545)
  • Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması istenemez.
(Danıştay 3. Dairesi 26.05.2014)
  • Buna karşılık yeni bir hukuki veya fiili sebep ortaya çıkmışsa yeniden yürütmenin durdurulması talep edilmesi mümkündür.
  • Yürütmenin durdurulması kararına yapılan itirazı inceleyen merciin verdiği karar kesindir; aynı konuda yeniden yapılan itirazlar incelenmeksizin reddedilir.
(Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu E. 1997/612 K. 1997/2)
  • Bununla birlikte, itiraz üzerine yürütmenin durdurulması kaldırılmış olsa dahi, yeni şartlar oluşmuşsa ikinci kez yürütmenin durdurulması kararı verilmesinin önünde mutlak bir engel yoktur.
(Danıştay 5. Dairesi 18.06.1993 E. 1992/3747)

III. YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARININ ETKİSİ

Yürütmenin durdurulması kararı yalnızca ileriye dönük koruma sağlayan bir geçici tedbir değildir. Yargı kararlarında kabul edildiği üzere, bu karar dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten itibaren sonuç doğurur ve işlemin o tarihten sonraki etkilerini askıya alır.

Bu nedenle:

  • Yürütmenin durdurulması kararı geçmişe etkili sonuç doğurur; dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder.
(Danıştay 2. D. 06.10.2010, E. 2010/672, K. 2010/3699)
  • Yürütmesi duran bir işleme dayanılarak yeni bir uygulama işlemi tesis edilemez. Örneğin yürütmesi duran bir ecrimisil ihbarnamesine dayanılarak ödeme emri gönderilemez.
(Muğla 1.İdare Mahkemesi, T. 14.08.2009, E:2009/772, K:2009/1593)
  • Göreve son verme, çekilmiş sayılma veya benzeri işlemlere karşı açılan iptal davalarında yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde; kişi yalnızca görevine dönmez, fiilen görev yapmadığı süreye ilişkin aylık ve özlük haklarını da talep edebilir.(Danıştay 1. Dairesi 1983/116 E. 1983/144 K.)
  • Davacı memur, dava konusu işlem tarihinden yürütmenin durdurulması kararının kaldırılmasına veya davanın reddine kadar eski görevinin bütün hak ve yetkilerine sahip kabul edilir. Bu dönemde yapılan ödemeler yasal dayanağını yürütmenin durdurulması kararından alır; sonradan dava reddedilmiş olsa bile bu ödemeler geri alınamaz.(Danıştay 1. Dairesi 16.06.1983 E.1983/124 K.1983/153)

IV.YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İÇİN GEREKEN ŞARTLAR

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesine göre yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir:

  1. İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması
  2. İşlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zarar doğması

Bu iki unsurdan yalnızca birinin varlığı yeterli değildir. Kurumun koruyucu niteliği, ancak bu şartların birlikte gerçekleşmesi halinde devreye girer.

Ayrıca, uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerde, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, davalı idarenin savunması beklenmeksizin de yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.

V.TELAFİSİ GÜÇ VEYA İMKANSIZ ZARAR KRİTERİ

Telafisi güç veya imkansız zarar, işlemin uygulanmasından sonra verilecek nihai kararın artık fiilen veya hukuken etkili biçimde uygulanamayacağı yahut işlem nedeniyle kişinin geri dönülmesi çok güç bir sonuca maruz kalacağı hallerde ortaya çıkar.

İşlem uygulandıktan sonra eski hale dönüş imkanı ortadan kalkıyor veya son derece güçleşiyorsa, bu şart gerçekleşmiş sayılır. Bu anlamda telafisi güç zarar, yalnızca fiziksel veya maddi zararla sınırlı değildir; ekonomik, mesleki, ailevi, eğitsel, sosyal ve manevi zararlar da bu kapsama girebilir.

Bu konuda:

  • Hakkında işlem tesis edilen kişinin telafisi güç veya imkansız zarara uğrayacağı anlaşılıyorsa, yürütmenin durdurulması kararı verilmesinde kamu yararı bulunduğu kabul edilir. (Danıştay 5. Dairesi, ,E 1992/3747)

Telafisi güç veya imkansız zarar sayılan hallere örnekler

  • Yapının yıkımına ilişkin işlemlerde, yıkım gerçekleştikten sonra verilecek iptal kararı çoğu zaman etkisiz kalacağından telafisi güç zarar şartı gerçekleşir. (Ankara 12. İdare Mahkemesi E. 2021/401)
  • Öğretmenin naklen atanması işlemi, aile birliğini ve manevi bütünlüğü etkilediği için telafisi güç zarara yol açabilir. (İzmir BİM. 1. İDD. 08.08.2017, E. 2017/381, K.)
  • Sınır dışı işlemi, uygulanmakla etkisi tükenecek işlem niteliğindedir. (Hatay 1. İdare Mahkemesi, T. 05.04.2018, E. 2018/606, K.) Benzer bir karar: Konya 1. İdare Mahkemesi, T. 12.11.2014, E. 2014/1238, K.
  • Polis Meslek Eğitim Merkezi’nin “öğrenci olamaz” kararı eğitim hakkı yönünden telafisi güç zarar doğurur. (Ankara 9. İdare Mahkemesi, T. 25.04.2018, E. 2018/945, K.)
  • Üniversite öğrencisinin üst sınıftan ders alma başvurusunun reddi, uygulanmakla etkisi tükenecek işlem sayılmıştır. (İstanbul 5. İdare Mahkemesi, T. 22.02.2018, E. 2017/2439, K.)
  • İşyerinin mühürlenip kapatılmasına dair belediye encümeni kararının uygulanması telafisi güç zarar doğurur. (Danıştay 8. Dairesi, T. 25.06.2012)
  • Öğrenciye yükseköğretim kurumundan çıkarılma cezası verilmesi telafisi güç zarar kapsamında değerlendirilmiştir. (Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3. İDD., T. 28.08.2019)
  • Yapı kullanma izin belgesi/iskan talebinin reddi telafisi güç zarar sayılabilir. (Konya Bölge İdare Mahkemesi T. 07.12.2011)
  • Lojmanda oturma süresi dolduktan sonra maaştan işgaliye bedeli kesilmesi ekonomik yönden telafisi güç zarar doğurabilir. (Danıştay 2.Dairesi T. 20.03.2014, E. 2013/5756)
  • Öğrenim kredisi alan öğrencinin, okul değiştirdiği gerekçesiyle ödeme emrine muhatap olması halinde ekonomik telafisi güç zarar ortaya çıkabilir. (Konya Bölge İdare Mahkemesi, 3. İDD., T. 03.12.2019)
  • Düzenleyici işlemlerde de hukuka aykırı kuralın uygulanmasının telafisi güç veya imkansız zarar doğuracağı kabul edilebilir. (Danıştay 15. Dairesi 06.11.2018)

VI.AÇIKÇA HUKUKA AYKIRILIK KRİTERİ

Açık hukuka aykırılık, davanın sonunda verilecek hükmün peşinen kurulması anlamına gelmez. Burada aranan, dosyanın mevcut haliyle ilk bakışta görülebilen, ciddi, belirgin ve savunulması güç bir hukuka aykırılığın varlığıdır.

İşlemin:

  • yasal dayanağının bulunmaması,
  • yetki, şekil, sebep, konu veya amaç unsurlarında açık sakatlık taşıması,
  • kamu yararı amacı dışında tesis edilmiş olması,
  • hukuki güvenlik, kazanılmış hak, eşitlik, ölçülülük veya idari istikrar ilkelerini ağır biçimde ihlal etmesi,

açık hukuka aykırılık kapsamında değerlendirilebilir.

Bu çerçevede:

  • İlk puanlama sonucu hak kazandığı kursa katılan, kursu başarıyla tamamlayıp komiser yardımcısı olarak atanan kişinin aradan uzun süre geçtikten sonra tenzili rütbe ile yeniden polis memurluğuna atanması; kazanılmış hak, idari istikrar ve hakkaniyet ilkelerine aykırı bulunmuş ve açık hukuka aykırılık kabul edilmiştir. (Danıştay 2. D., E. 2021/1156 K. 2021/3289 T. 11.10.2021)
  • ÖSYM tarafından soruların yalnızca %20’sinin yayımlanmasına ilişkin karar, temel hak ve özgürlükler yönünden açık hukuka aykırılık taşıdığı kabul edilerek yürütmesi durdurulmuştur. (Danıştay 8. Dairesi 08.12.2014)
  • Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Staj Yönetmeliği’nde yazılı sınav ve benzeri hükümler getiren düzenlemeler hukuka aykırı bulunmuş ve uygulanmaları halinde telafisi güç zarar doğuracağı kabul edilmiştir. (Danıştay 8. Dairesi 31.10.2014)
  • Aday adayı olmak için gerekli niteliklerden birini taşımadığı halde seçimlere katılan ve daha sonra üniversite rektörü olarak atanan kişinin göreve devamı; hem diğer adaylar hem kamu hizmeti bakımından telafisi güç zarar doğurabilecek nitelikte görülmüştür. (Danıştay 5. Dairesi 18.06.1993 E. 1992/3747)

VII.YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARLARINDA GEREKÇE ZORUNLULUĞU

Yürütmenin durdurulması kararları geçici nitelikte olsa da mahkeme kararıdır; bu nedenle gerekçeli olmaları anayasal bir zorunluluktur.

Anayasa’nın 141. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu zorunluluk yürütmenin durdurulması talepleri hakkında verilen kararlar bakımından da geçerlidir.

  • Tekrara düşen, fiili ve hukuki nedenleri somut biçimde ortaya koymayan, ikna edicilikten uzak ve yetersiz ifadeler kanunun aradığı anlamda gerekçe sayılamaz. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2010/602, K. 2010/602)

Bu nedenle yürütmenin durdurulması kararlarının soyut, klişe ve denetlenemez biçimde kurulması; adil yargılanma hakkı ve etkili başvuru hakkı bakımından sorun doğurur.

VIII. TEMYİZ VE İSTİNAF AŞAMALARINDA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI

İYUK’un 52. maddesine göre temyiz veya istinaf yoluna başvurulmuş olması, mahkeme kararlarının yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Ancak yetkili merci tarafından şartların oluştuğu kabul edilirse, mahkeme kararının yürütmesinin de durdurulmasına karar verilebilir.

Bu çerçevede:

  • İstinaf veya temyiz aşamasında yalnızca idari işlemin değil, mahkeme kararının yürütmesinin durdurulması da talep edilebilir.
  • Şartların oluşması halinde, temyiz veya istinaf mercii mahkeme kararının yürütmesini durdurabilir. (Danıştay 2. Dairesi 22.11.2016 E. 2016/13131)
  • İlk derece mahkemesince bir işlemin iptaline karar verildikten sonra üst merci tarafından bu kararın yürütmesinin durdurulmasına karar verilirse, iptal kararının yarattığı hukuki sonuçlar askıya alınır; bu karara göre ödenen bedeller geri istenebilir. (Danıştay 8. Dairesi E. 2002/732 K. 2002/5670)
  • Kararı temyiz etmeyen taraf, temyiz aşamasında yürütmenin durdurulması talebinde bulunamaz. (Danıştay 3. Dairesi 04.04.2016 E. 2015/795)
  • Danıştay’ın ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı davalarda verilen yürütmenin durdurulması kararlarına itiraz mümkündür; buna karşılık Danıştay’ın temyiz mercii olarak verdiği yürütmenin durdurulması kararlarına itiraz edilemez. (Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu 11.01.1991)
  • Temyiz aşamasında da telafisi güç zarar ve açık hukuka aykırılık şartları somut olayda gerçekleşmişse yürütmenin durdurulması kararı verilebilir. Başka yerde tedavi imkanı bulunmadığından sağlık özrü nedeniyle İstanbul iline atanma talebi reddedilen memur hakkında bu yönde karar verilmiştir. (Danıştay 5. Dairesi 28.02.2014)
  • Kendi lehine verilen karara karşı yalnızca itiraz aşamasında yürütmenin durdurulması istenemez. (Danıştay 6. Daire 23.01.2001)

IX.YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARINA RAĞMEN İDARE GEREĞİNİ YAPMAZSA

Yürütmenin durdurulması kararı tavsiye niteliğinde değildir. İdarenin bu karara uyup uymama, geciktirme, etkisizleştirme veya dolaylı biçimde boşa çıkarma yönünde bir takdir hakkı bulunmamaktadır.

Anayasa’nın 138. maddesine göre yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu kararları değiştiremez ve yerine getirilmesini geciktiremez.

İYUK’un 28. maddesi de Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının gereğinin tebliğden itibaren en geç otuz gün içinde yerine getirilmesini zorunlu kılar.

Bu alandaki temel yargısal kriterler şunlardır:

  1. Mahkeme kararını tazminat ödeyerek bertaraf etmek mümkün değildir

“T.C. Anayasasının 125., 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 28. maddeleri uyarınca hukuken asıl olan, yargı kararlarının yerine getirilmesidir. Başka bir deyişle, tazminat ödemek suretiyle yargı kararlarının bertaraf edilmesi mümkün değildir.” (Danıştay 6. Dairesi 19.02.1992 tarih 1990/848 E. ve 1992/632 K.)

  1. Kararın uygulanmaması ağır hizmet kusuru oluşturabilir

“Anayasa hükümlerini hiçe sayarak yargı kararlarını uygulamama kastı ile hareket ettiği ve bu şekilde ağır bir hizmet kusuru işlediği açık olup, ağır hizmet kusuru nedeniyle davacının uğradığı manevi zararın idare tarafından tazmini gerekmektedir…” (Danıştay 5. Dairesi 29.09.2004 tarih 2000/3316E. ve 2004/3372 K.)

  1. Kararı etkisiz bırakmaya yönelik yeni işlemler de hukuka aykırıdır

Yürütmenin durdurulması kararını uyguladıktan sonra görevine dönen davacının, önceki görevinden farklı işlerle görevlendirilmesi mahkeme kararını etkisiz bırakmaya yönelik kabul edilir. Bu durum yeni işlemin iptalini ve manevi tazminatı gerektirir. (Danıştay 5. D., E. 2001/2787 K. 2005/522 T. 2.2.2005)

  1. Kararın uygulanmaması kamu görevlileri yönünden cezai sorumluluk doğurabilir

“Yargı kararlarını hiçe sayan bir tutum ile mahkemenin uygulanamaz hale getirecek şekilde suç teşkil eden bir emri yerine getiren kamu görevlisinin bu keyfi hareketi ile, ilgili kişinin haklarını ihlal ederek onun zarara uğramasına sebep olur.” ve “bu eylemi dolayısıyla Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı) 228. maddesi uyarınca cezalandırılması gerekir” (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2003/4-63E. ve 2003/37K.)

Yürütmenin durdurulması kararının gereğini yerine getirmeyen, mahkeme kararını sonuçsuz bırakmaya çalışan kamu görevlilerinin cezalandırılmaları gerektiği kabul edilmiştir. (Yargıtay CGK E. 2005/4 K. 2005/166)

“Yürütme organı ile idarenin, mahkeme kararına uymak zorunda bulunmasına ilişkin anayasa buyruğunun anılan organlara, takdir hakkı tanımadan uyulması zorunlu bir görev yüklediği, bu görevin yerine getirilmesinde ihmal gösterilmesi veya ısrarla bundan kaçınılması halinde, derecesine göre, görevi savsaklamak veya kötüye kullanmak suçlarının oluşacağı, bakılan davada yürütmenin durdurulması kararının 6 aydan fazla bir zaman geçtiği halde uygulanmamasının görevi ihmal suçunu oluşturduğu…” (Yargıtay CGK, T. 25.9.1978, E:1978/4230, K:1978/303, C. 5, S. 8, s. 1202)

  1. Uygulamama, tek başına tazminat sorumluluğu için yeterli olabilir

“Yürütmenin durdurulması veya iptal kararlarının yalnızca uygulanmamasının, bu kararları uygulamayan kamu görevlilerinin tazminatla sorumlu tutulabilmesi için yeterli olduğuna, sorumluluk için ayrıca kin, garaz, husumet, ve benzeri duyguların etkisi altında hareket etmelerinin araştırılmasına ve yürütmenin durdurulması kararını yerine getirmeyen kamu görevlisinin hukuki yönüne gidilebilmesi için, ilgilinin açmış olduğu iptal davası sonucunun beklenmesine gerek olmadığına…” (Yargıtay İBBGK, T. 22.10.1979, E:1978/7, K:1979/2, R.G, T. 29.11.1979, S.16824,)

  1. İdarenin ödediği tazminat sorumlu kamu görevlisine rücu ettirilmelidir

İdarenin, yargı kararının uygulanmaması nedeniyle ödediği tazminatı kusuru saptanan kamu görevlisine rücu etmesi anayasal bir zorunluluktur. (Danıştay 5. D, T. 24.02.1999, E:1998/2184, K:1999/465)

X.YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARI VERİLDİĞİNDE İDARENİN YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN KAPSAMI

Yürütmenin durdurulması kararının uygulanması, yalnızca işlemin görünürde durdurulması anlamına gelmez. İdare, kararın doğurduğu hukuki sonucu tam anlamıyla gerçekleştirmek ve kişiyi karar öncesindeki hukuki statüsüne kavuşturmakla yükümlüdür.

Bu nedenle:

  • Karar yalnızca kağıt üzerinde yerine getirilmiş gibi gösterilemez.
  • İdare, kararı etkisizleştiren dolaylı tasarruflarla sonuca ulaşamaz.
  • Eski statüye dönülmesi gerekiyorsa buna bağlı mali, mesleki ve idari sonuçlar da sağlanmalıdır.
  • Mahkeme kararının görünürde uygulanıp esas etkisinin ortadan kaldırılması, karara uyma sayılmaz.

XI.YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEBİ ÜZERİNE VERİLEBİLECEK KARARLAR

Yürütmenin durdurulması talepleri hakkında verilen kararlar, idare mahkemelerinin dosyanın niteliğine ve uyuşmazlığın özelliklerine göre farklı yöntemler izleyebildiğini göstermektedir. Mahkemeler kimi zaman davalı idarenin savunmasını beklemekte, kimi zaman savunma alıncaya kadar geçici yürütmenin durdurulmasına karar verebilmekte; bazı durumlarda ise keşif yapılmasını veya bilirkişi raporu alınmasını gerekli görerek incelemeyi bu aşamalardan sonraya bırakabilmektedir.

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir