Ölümden Sonra da Geçerli Vekâletname
Kural olarak vekâlet sözleşmesi, vekilin veya vekâlet verenin ölümü ile sona erer. Ancak bu kural mutlak değildir. Türk Borçlar Kanunu, tarafların aksini kararlaştırmasına açıkça izin vermiştir. Bu nedenle vekâletnamede ölümden sonra da geçerli olacağı yönünde açık bir irade beyanına yer verilmesi hâlinde, temsil yetkisi vekâlet verenin ölümünden sonra da devam edebilir.
Bu husus yalnızca Türk Borçlar Kanunu hükümlerinden ibaret değildir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu kararları ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün uygulamaya yön veren genelgesi de aynı doğrultudadır. Buna rağmen uygulamada özellikle miras, tapu ve bankacılık işlemlerinde ölümden sonra geçerli vekâletnamelerin hukuki niteliği konusunda tereddütler yaşanabilmektedir.
Bu çalışmada, ölümden sonra geçerli vekâletnamenin kanuni dayanağı, yargı kararları ve idari uygulama birlikte değerlendirilmiştir.
I. Vekâlet Ölümle Kendiliğinden Sona Erer mi?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 513 üncü maddesinin birinci fıkrasında;
“Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur.”
hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise;
“Hukuki işlemden doğan temsil yetkisi, aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça veya işin özelliğinden anlaşılmadıkça temsil olunanın veya temsilcinin ölümü… ile sona erer.”
denilmektedir.
Her iki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde kanun koyucunun ölümü mutlak bir sona erme sebebi olarak değil, tarafların aksini kararlaştırabileceği genel bir kural olarak kabul ettiği açıkça görülmektedir.
Dolayısıyla taraflar, vekâlet ilişkisinin vekâlet verenin ölümünden sonra da devam edeceğini kararlaştırabilirler. Böyle bir durumda temsil yetkisi ölümle birlikte kendiliğinden sona ermez.
Bunun temel nedeni, hukuki işlemlerin ölüm nedeniyle kesintiye uğramasını önlemektir. Özellikle taşınmaz devirleri, banka işlemleri, devam eden davalar ve benzeri hukuki işlemlerde ölüm nedeniyle temsil yetkisinin derhal sona ermesi önemli hak kayıplarına yol açabilecektir. Kanun koyucu bu nedenle taraflara, vekâlet ilişkisinin ölümden sonra da devam edeceğini kararlaştırabilme imkânı tanımıştır.
II. Yargıtay Kararları
- İçtihadı Birleştirme Kararı
Vekâletnamenin ölümden sonra da geçerli olabileceği yönündeki yaklaşım yeni değildir. Bu konu Yargıtay tarafından uzun yıllar önce çözüme kavuşturulmuştur.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 07.12.1940 tarihli, E.1938/20, K.1940/87 sayılı kararında; vekâlet sözleşmesinde ölümden sonra da devam edeceğinin kararlaştırılması veya işin niteliğinin bunu gerektirmesi hâlinde vekâlet ilişkisinin ölümle sona ermeyeceği kabul edilmiştir.
Böylece Yargıtay, Türk Borçlar Kanununda yer alan “aksi kararlaştırılmadıkça” hükmünün doğal sonucu olarak, ölümün vekâlet ilişkisini her durumda sona erdiren emredici bir sebep olmadığını açıkça ortaya koymuştur.
Aradan geçen uzun yıllara rağmen bu ilke değişmemiş, sonraki Yargıtay kararlarında da aynı yaklaşım istikrarlı biçimde sürdürülmüştür.
- Hukuk Genel Kurulunun Yaklaşımı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da aynı ilkeyi benimsemektedir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.03.2021 tarihli, E.2017/2762, K.2021/323 sayılı kararında şu tespit yapılmıştır:
“Vekâlet ilişkisini düzenleyen Borçlar Kanunu hükümlerine göre ölümle vekâlet ilişkisinin sona ereceği karine olarak hükme bağlanmış, öte yandan bu karinenin iki istisnası bulunduğu da belirtilmiştir. Bu istisnalardan biri müvekkil ile vekil arasındaki sözleşmede ölümden sonra da devam edeceğinin kararlaştırılmış olması, diğeri ise işin niteliğinin vekâlet ilişkisinin devamını gerektirmesidir.”
Kararda ayrıca, 07.12.1940 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararına da atıf yapılarak aynı ilkenin uzun yıllardır benimsendiği özellikle vurgulanmıştır.
Hukuk Genel Kurulu böylece, vekâlet sözleşmesinde ölümden sonra da devam edeceğine ilişkin açık bir irade beyanının bulunması hâlinde temsil yetkisinin ölümle sona ermeyeceğini açıkça kabul etmiştir.
III. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Genelgesi
Kanuni düzenlemeler ve Yargıtay içtihatları, idari uygulamaya da yansımıştır.
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 05.11.2010 tarihli ve 2010/7 (1700) sayılı “Tapu Sicilinde Temsile İlişkin İşlemler” konulu Genelgesi, vekâlet ilişkisinin sona erme hâllerini düzenlerken şu ifadeye yer vermektedir:
“Vekâlet ilişkisi aksi kararlaştırılmamış ise (taraflarca ölümden sonra da devam edeceği kararlaştırılmış olabilir) taraflardan birinin ölümü…”
Genelgede yer alan bu ifade son derece önemlidir.
Çünkü Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, vekâletnamenin ölümden sonra da geçerli olacak şekilde düzenlenebileceğini açıkça kabul etmiş; hatta bunu istisnai veya tartışmalı bir durum olarak değil, vekâlet ilişkisinin doğal bir sonucu olarak değerlendirmiştir.
Başka bir ifadeyle, tapu işlemlerini yürütmekle görevli idarenin kendisi, ölümden sonra da geçerli vekâletnamenin hukuken mümkün olduğunu kabul etmektedir.
- Ölümden Sonra Geçerli Vekâletnamenin Şartları
Türk Borçlar Kanunu, vekâlet ilişkisinin ölümden sonra da devam edebilmesine imkân tanımış olmakla birlikte, bunun geçerli olabilmesi belirli şartların varlığına bağlıdır.
- Ölümden Sonra da Devam Edeceğine İlişkin Açık İrade Bulunmalıdır
Vekâlet ilişkisinin ölümden sonra da devam edebilmesi için, vekâlet verenin bu yöndeki iradesini açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya koyması gerekir. Vekâletnamede ölümden sonra da geçerli olacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığı takdirde, genel kural uygulanacak ve vekâlet ilişkisi vekâlet verenin ölümüyle sona erecektir.
- Vekâletname Kanunun Öngördüğü Şekilde Düzenlenmelidir
Ölümden sonra da geçerli olacak vekâletname bakımından ayrıca özel bir şekil şartı öngörülmemiştir. Ancak vekâletname, yapılacak hukuki işlemin niteliğine göre kanunun aradığı şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmelidir. Özellikle tapu işlemlerine ilişkin temsil yetkisi içeren vekâletnamelerin noterlikçe düzenleme veya onaylama şeklinde hazırlanması zorunludur.
- Temsil Yetkisinin Kapsamı Açıkça Belirlenmelidir
Vekile tanınan temsil yetkisinin kapsamı vekâletnameden açıkça anlaşılmalıdır. Ölümden sonra kullanılacak temsil yetkisinin hangi işlemleri kapsadığı konusunda tereddüt bulunmaması, hem vekilin yetkisinin sınırlarının belirlenmesi hem de üçüncü kişilerin korunması açısından önem taşımaktadır.
- Vekâlet Geri Alınmamış Olmalıdır
Ölümden sonra da geçerli olarak düzenlenen vekâletname, vekâlet verenin ölümüyle kendiliğinden sona ermez. Ancak mirasçılar, kanundan doğan hakları çerçevesinde vekâlet ilişkisini sona erdirebilirler. Bu nedenle ölümden sonra da geçerli vekâletnameye dayanılarak işlem yapılabilmesi için, vekâletin mirasçılar tarafından hukuka uygun şekilde geri alınmamış olması gerekir.
Görüldüğü üzere, ölümden sonra da geçerli vekâletname Türk hukukunda istisnai veya tartışmalı bir kurum değildir. Türk Borçlar Kanunu’nun 43 ve 513 üncü maddeleri, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 07.12.1940 tarihli kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun içtihatları ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 2010/7 (1700) sayılı Genelgesi birlikte değerlendirildiğinde, vekâletnamede bu yönde açık irade bulunması hâlinde temsil yetkisinin vekâlet verenin ölümüyle kendiliğinden sona ermeyeceği açıkça anlaşılmaktadır.